Yazarın Arka Bahçesi’nde Şair Hatice Nisan: “Şiir, İkinci Susuzluğumuzun Suyudur”

Vicdan Vakfı Kültür Sanat Komisyonu’nun düzenlediği “Yazarın Arka Bahçesi” söyleşi dizisinin yeni konuğu, ilk şiir kitabı Hoşça Kal Vardiyası ile dikkat çeken şair Hatice Nisan oldu. 17 Ekim Cumartesi günü Ankara Kızılay’daki vakıf merkezinde gerçekleşen ve YouTube üzerinden canlı yayınlanan söyleşide Nisan; çocukluğunu, şiirle tanışmasını, kitabın on yılı aşan yazılış sürecini ve şiirin insan hayatındaki yerini anlattı.

Yağmurlu bir Ankara akşamüstünde, çay eşliğinde samimi bir sohbet havasında geçen söyleşi, şairin hazırlıksız ve kâğıtsız katıldığı ilk sözlü söyleşisi olması bakımından da ayrı bir anlam taşıdı. Söyleşiyi İzmir ve Tekirdağ başta olmak üzere farklı şehirlerden izleyiciler canlı yayında takip etti.

Konaktaki Şiir Defterinden İlk Dizelere

Erzurum’da doğan, eğitimini İstanbul’da tamamlayan ve Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olan Hatice Nisan, şiirle dolu bir ortamda büyüdüğünü anlattı. Doğduğu konağın, adını aldığı ve şiir söyleyen bir kadından ismini taşıdığını belirten Nisan, ailesinin kuşaklar boyu tuttuğu bir şiir defterinden, babasının askerlikte yazdığı şiirlerden ve annesinin takvim yapraklarının kenarına düştüğü dizelerden söz etti.

Şiirle ilk bağının çocukluk okumalarıyla kurulduğunu söyleyen şair, Mustafa Ruhi Şirin’in o yıllarda bir dergide haftalık yayımlanan Masal Mektuplar’ının kendisini derinden etkilediğini, radyoda duyduğu Rilke ve Ungaretti şiirlerini kasetlere kaydedip dinleyerek defterine geçirdiğini anlattı. Kendi ölçüsüyle “kayda değer” ilk şiirlerini ise adını Turgut Uyar’dan alan, Diyarbakır’da yayımlanan Yokuşyola dergisinde Kar Zorunluluğu ile yayımladığını ifade etti.

“Yetenek Ritim ve Sezgidir, Teknik Onu Geliştirir”

Şairliğin doğuştan mı geldiği sorusuna Nisan, herkesin şiir yazabileceğini ancak şairliğin bir ritim duygusu ve sezgi gerektirdiğini söyledi. Virginia Woolf’un ritmi yakalayan yazarın yanlış kelime kullanamayacağına dair düşüncesini hatırlatan şair, tekniği küçümsemediğini, ancak yeteneğin yerini tutamayacağını vurguladı.

On Yılı Aşan Bir Yolculuk: Hoşça Kal Vardiyası

Mahal Edebiyat’ın Bordo dizisinden çıkan ve ikinci baskısıyla okurla buluşmaya devam eden Hoşça Kal Vardiyası’ndaki şiirlerin en az on yıllık bir zamana yayıldığını belirten Nisan, kitabın adını veren şiirin Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabındaki “descansos” kavramından beslendiğini anlattı. Kaza yerlerine bırakılan bu işaretler gibi her şiiri ruhta bırakılmış bir iz olarak gördüğünde dosyanın bir bütüne dönüştüğünü söyleyen şair, buradaki ölümün yalnızca bir yas değil, gün batımı ya da bir sıkıntının sona ermesi gibi dönüştürücü bir anlam taşıdığını ekledi.

Kitabın María Zambrano ile açılıp Auschwitz’te hayatını kaybeden Etty Hillesum’un duasıyla kapanmasının bilinçli bir tercih olduğunu dile getiren Nisan, şiirlerini “yastık altında” saklayan, eserlerini yakan ya da hiç yayımlayamadan dünyadan göçen kadınlara karşı bir gönül borcu hissettiğini söyledi. Ingeborg Bachmann’ın faşizmin iki insan arasında başladığına dair sözünü de hatırlatarak, mağduriyetin cinsiyetle sınırlı olmadığını, ancak kadınların ayrıca ağır yükler taşıdığını vurguladı.

Şiir Dünyayı Kurtarabilir mi?

Söyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden biri, bunca zulüm ve gözyaşı varken şiirin dünyayı kurtarıp kurtaramayacağı sorusu oldu. Nisan, dünyanın kurtarılabilir bir yer olmadığını ama onun içindeki insanların ve hayatların kurtarılabileceğini söyledi. Bir Fransız şairin “Şiir, ikinci susuzluğumuzun suyudur” sözünü aktaran şair, Viktor Frankl’ın toplama kampında umuda tutunmasını ve Etty Hillesum’un kampta Tanrı’dan yalnızca kısacık bir dize istemesini örnek göstererek, şiirin acıyı yumuşatan, bazen güçlendiren ve öfkeyi kanalize eden önemli bir dost olduğunu ifade etti.

Çocukluğa Yaklaşmak, Şiiri Büyütmek

Söyleşinin ortasında Hatice Nisan, Mustafa Ruhi Şirin’in yüz yıllık bir zeytin ağacının altında kendisine okuduğu Sır Verir Gibi şiirini seslendirdi. Şirin’in kendisine “Şair çocukluğuna yaklaştıkça şiirinin boyu uzar” tavsiyesinde bulunduğunu paylaşan Nisan, bu sözün şiir yazan herkes için yol gösterici olabileceğini söyledi. Programın ilerleyen bölümünde ise Mustafa Bey, şairin Bizi Geçen Her Şeye şiirini okudu.

Beton Şehirde Lirik Şiir Yazılır mı?

Canlı yayından gelen sorular üzerine Nisan, kalabalık ve beton şehirlerde de lirik şiir yazılabileceğini, hatta bunun insanın doğasına karşı bir “özür borcu” olduğunu söyledi. Moderatörün hatırlattığı Nazım Hikmet örneği üzerinden, şairin zihninin hücre duvarları arasına sıkıştırılamayacağını, cezaevinde bir soğanı filizlendirerek yeşilliğe hasret gideren insanların da bu ihtiyacı gösterdiğini ifade etti. Ülkenin gündeminin insanların ruh hâlini doğrudan etkilediğini kabul eden şair, böyle dönemlerde iç dünyayla dış mücadele arasındaki dengeyi korumanın önemine dikkat çekti.

Bir şiirin insanın kalbine nasıl dokunduğu sorusuna ise kısa bir yanıt verdi: Bir şiiri bize yaklaştıran, arkasındaki içtenlik ve derttir.

Yeni Şiirler Yolda

Yeni bir kitap olup olmadığı sorusuna Nisan, dergilerde yayımlanan yeni şiirlerin ince bir kitap hacmine ulaştığını, ancak bu şiirlerin hangi çatı altında bir araya geleceğini kendisinin de beklediğini söyledi.

Söyleşi, Vicdan Vakfı Kültür Sanat Komisyonu’na ve katılımcılara teşekkürle sona erdi. Söyleşinin tam kaydını Vicdan Vakfı’nın YouTube kanalından izleyebilirsiniz:

▶ Yazarın Arka Bahçesi: Hatice Nisan söyleşisinin tam kaydı

Paylaş:

Yorum Yapın

Vicdan ortak dilimizdir.
Ayrı hikayelerden ortak vicdana.

Menu

İletişim

Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, 17/12 6. Kat, Kızılay / ANKARA

Destek Ol

Vicdan bir duygu olarak kalırsa kaybolur; bir davranışa dönüşürse çoğalır.

© Tüm Hakları Vicdan Vakfına Aittir.
Web Tasarım: EngageStorm