Diyarbakır’da açlık nedeniyle bayılarak kolunu kıran görme engelli bir öğrenci, çatısı olmayan harap bir evde yaşıyordu. Öğretmeni Arzu Taşçı bu tabloya sessiz kalmadı ve evi baştan sona yeniledi. Vicdan Vakfı, bu örnek duruşu “Haftanın Örnek Vicdan Davranışı” olarak seçti.
Vicdan Vakfı olarak her hafta, en zor koşullarda bile insanın içindeki ışığı söndürmeyen; merhameti ve sorumluluğu en saf haliyle gösteren bir davranışı öne çıkarıyoruz. Bu haftaki durağımız Diyarbakır. Hikâyenin kahramanı ise mesleğini yalnızca ders anlatmak olarak değil, bir insanın hayatına kol kanat germek olarak gören fedakâr bir eğitimci: Fatih Anadolu İmam Hatip Lisesi öğretmeni Arzu Taşçı.
Açlıktan Bayılan Görme Engelli Öğrencinin Dramı
Yerel basına yansıyan bilgilere göre, Fatih Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde okuyan görme engelli bir genç, yetersiz beslenmeye bağlı olarak baygınlık geçirdi ve düşmenin etkisiyle kolunu kırdı.
Durumu öğrenen öğretmeni Arzu Taşçı, öğrencisinin ailesiyle birlikte yaşadığı evi ziyaret etti. Karşılaştığı manzara, vicdanların ses vermesi gereken o kırılma anlarından biriydi: Ev harabeye dönmüştü, çatısı yoktu ve barınmaya elverişli değildi. Karanlık bir dünyada yaşam mücadelesi veren bir çocuk, üstelik başını sokacak güvenli bir çatıdan bile yoksundu.
Bir Öğretmenin Anne Şefkatiyle Attığı Adım
Arzu Taşçı, bir öğretmenin ötesine geçerek adeta bir anne şefkatiyle harekete geçti. Öğrencisinin sağlık ve yaşam koşullarını iyileştirmek için çalışma başlattı:
- Harap durumdaki evin eksikleri tamamlandı,
- Eve yeni bir çatı yapıldı,
- Ev baştan aşağı tadilattan geçirilerek yaşanabilir hale getirildi.
Kolundaki tedavi süreci devam eden öğrenci ve ailesi, yenilenen evlerine yerleşti. Onarılan yalnızca bir ev değildi; yıkılmaya yüz tutmuş bir umut ve kimsesizlik duygusu da yeniden ayağa kalktı.
Bu Olay Bize Hangi Hakikatleri Hatırlatıyor?
1. Gerçek Eğitim, Sınıfın Ötesine Uzanır
Bir öğretmenin sorumluluk alanı tahta başıyla sınırlı değildir. Öğrencisinin karnının tok, sırtının pek, evinin güvenli olmasını gözetmek; eğitimin en kutsal ödevidir. Aç bir çocuğun öğrenmesi, çatısız bir evde yaşayan bir gencin geleceğe güvenle bakması mümkün değildir.
2. Merhamet, Kararlı Olduğunda Değer Kazanır
Büyük bir yoksulluk ya da haksızlık karşısında “Ne yapabilirim ki?” demeyip elini taşın altına koymak, toplumsal vicdanın en somut kanıtıdır. Merhamet yalnızca hissedilen bir duygu değil; eyleme dönüştüğünde dünyayı değiştirebilecek devasa bir güçtür.
3. İyilik, Karanlığı Aydınlatan En Güçlü Işıktır
Görme engelli bir çocuğun karanlık dünyasına ve çatısız evine umut olan bu duruş, hepimize insan olmanın en temel sorumluluğunu yeniden hatırlatıyor.
Görünmeyen Yoksulluk: Engelli Öğrenciler ve Barınma Hakkı
Bu hikâye, tek bir öğretmenin fedakârlığını anlatırken daha büyük bir soruyu da gündeme getiriyor: Bir öğrencinin açlıktan bayılacak noktaya gelmesi, toplumun ve kurumların görmesi gereken bir alarm işaretidir. Yeterli beslenme, güvenli barınma ve eğitime erişim; özellikle engelli çocuklar için temel insan haklarıdır. Arzu Öğretmen’in duyarlılığı takdire şayan olsa da, hiçbir çocuğun bu haklara bir bireyin iyi niyetine bağlı olarak ulaşmaması gerekir.
Arzu Taşçı’yı Yürekten Kutluyoruz
Görevinin ve unvanının sınırlarını kalbinin genişliğiyle çizen, öğrencisinin acısını kendi yüreğinde hissedip bir hayatı yeniden kuran Arzu Taşçı’yı yürekten kutluyoruz. Onun bu vakur ve vicdanlı duruşu, toplumsal dayanışmamızın en güzel nişanesidir.
Vicdanın ışığı, merhametle atılan her adımda çoğalmaya ve dünyayı ısıtmaya devam edecek.

