Vicdan Vakfı Medya Okuryazarlığı Eğitimi’nin üçüncü dersi, 3 Ekim 2026 Cumartesi akşamı Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici’nin anlatımıyla çevrim içi olarak yapıldı. “Medya Ombudsmanlığı ve Haber Okuryazarlığı” başlıklı derste masumiyet karinesinden çocukların korunmasına, kadın cinayetlerinde kullanılan dilden eleştirel medya okuryazarlığına kadar pek çok konu ele alındı.
Vicdan Vakfı’nın 19 Eylül’de başlattığı 7 haftalık Medya Okuryazarlığı Eğitimi üçüncü dersiyle devam etti. Google Meet üzerinden canlı yapılan derste, uzun yıllar okur temsilciliği yapmış ve RTÜK üyeliğinde bulunmuş Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, katılımcılarla habercilikte etik ilkeleri ve medyanın topluma karşı sorumluluklarını konuştu.
Programın ilk dersinde Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu medya etiği ve nefret söylemini, ikinci dersinde ise Teyit.org Editörü Süeda Karapınarlı dijital doğrulama ve teyitçiliği anlatmıştı.
“Somut veri olmadan kimse suçlu ilan edilmemeli”
Bildirici, dersin ilk bölümünde gazetecilerin haber yazarken somut verilere dayanması, iyi araştırma yapması ve hiç kimseyi mahkeme kararından önce suçlu ilan etmemesi gerektiğini vurguladı. Masumiyet karinesinin bir hukuk ve insan hakları ilkesi olduğunu hatırlatan Bildirici, savcılık ve mahkemenin işini medyanın üstlenemeyeceğini, gazetecinin görevinin verileri ortaya koymak olduğunu söyledi. Yargı süreçlerini haberleştirirken medyanın yargıyla yarışmaması gerektiğini de ekledi.
Bildirici, yanlış haberlerin düzeltilmesine de dikkat çekti. Düzeltmenin, yanlış bilginin yer aldığı haberin içinde yapılması gerektiğini, gazeteciliğin kendi hatalarını düzeltmedikçe güven kazanamayacağını belirtti. Gazetecilerin öz denetim yapmaması hâlinde bu alanın siyasetçilere bırakıldığını söyleyen Bildirici, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ni örnek gösterdi.
Çocuklar, kadınlar ve intihar haberlerinde hassasiyet çağrısı
Derste çocuk haklarının korunması geniş yer buldu. Bildirici, çocukların kimliğini açık eden görüntülerin yayınlanmaması gerektiğini, bunun çocuklar için kalıcı bir dijital iz bıraktığını ve onları koruma sorumluluğunun gazetecilere ait olduğunu anlattı. Narin Güran cinayetinden sonra Tavşantepe köyünün “suçluların köyü” olarak etiketlenmesini örnek veren Bildirici, “herkes zaten biliyor” anlayışıyla yapılan haberlerin köy halkını ve çocukları nasıl damgaladığına dikkat çekti.
Kadın cinayetleri haberlerinde katilin savunmasının meşru bir gerekçe gibi sunulmaması gerektiğini vurgulayan Bildirici, “namus” gibi kavramların cinayete meşruiyet kazandıracak şekilde kullanılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Medyanın bu konuda beş yıl öncesine göre biraz daha dikkatli olduğunu ama hâlâ eksikler bulunduğunu ifade etti.
İntihar ve şiddet haberlerinin ayrıntılı ve dramatik biçimde verilmesinin taklit etkisi yaratabileceğini anlatan Bildirici, medyanın sorunları aktarmakla yetinmeyip çözüm önerilerine de yer vermesi gerektiğini söyledi.
Reyting baskısı, medya sahipliği ve yapay zekâ
Bildirici, gazetecilerin haber değeri ile reyting arasında sıkıştığını, ancak toplumun çıkarı öne alındığında reyting kaygısının geri planda kalması gerektiğini belirtti. Deprem ve orman yangını gibi felaketlerin daha çok izlenme uğruna sunulmasının etik olmadığını vurguladı. Basılı gazete tirajlarının düşüşüne ve dağıtımdaki tekelleşmeye değinen Bildirici, internet üzerinden yayın yapan bağımsız medyanın önemine işaret etti. Yapay zekâ uygulamaları ve arama motorlarındaki değişimlerin haber sitelerine gelen tıklamaları azalttığını, bunun medya gelirlerini ciddi biçimde etkilediğini de söyledi.
En iyi yöntem eleştirel yaklaşım
Dersin sonunda Bildirici, en etkili medya okuryazarlığı yönteminin eleştirel yaklaşım olduğunu vurguladı. Okurların her habere sorgulayarak bakması gerektiğini, bugün dünyanın öbür ucundaki bir haberin bile doğruluğunun araştırılıp bulunabileceğini hatırlattı.
Eğitim 31 Ekim’e kadar devam ediyor
Akademi, sivil toplum, medya ve hukuk alanından isimleri bir araya getiren sertifika programı, her cumartesi 20.00–21.30 saatleri arasında Google Meet üzerinden canlı olarak sürecek. Programın kalan dersleri şöyle:
- 10 Ekim: Bianet Editörü Evrim Kepenek – Toplumsal Cinsiyet Odaklı Gazetecilik
- 17 Ekim: MLSA Eş Direktörü Av. Veysel Ok – Medya Hukuku ve İfade Özgürlüğü
- 24 Ekim: Gazeteci Sümeyye Işıkçı Mete – Hak Odaklı Sosyal Medya Kullanımı
- 31 Ekim: Vicdan Vakfı Başkan Yardımcısı Av. Melih Rüştü Çalıkoğlu – Sosyal Medya Yargılamaları
En az 5 oturuma canlı katılan katılımcılara Vicdan Vakfı Onaylı Katılım Sertifikası verilecek. Eğitimle ilgili ayrıntılara etkinlik sayfasından ulaşabilirsiniz.

