Başlıkta yer alan “vicdan” sözcüğü çok iyi bilinen (aslında duyulan) fakat hayatın çok dönemeçlerinde karşı karşıya kalındığında anlamını yitirebilen bir kelimedir. Bu sebeple önce bu sözcüğün anlamının tekrar hatırlatılması gerekmektedir. Vicdan:
“Arapça wcd kökünden gelen wicdān وجدان .1. bulma, 2. tasavvufta vecd hali, tanrı aşkı ile dolma” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük wacada وجد “buldu” fiilinin masdarıdır. (Vicdan)”
“Vicdan, kelime kökeni olarak; arama, bulma, keşfetme, var olma, var etme, inşa etme gibi anlamlar taşır. (Uyar 2023)”
“Luther, “vicdan” sözcüğünü, ahlaken doğru ve yanlış olan şeylere ilişkin genel bilgi olarak tanımlıyor. (S. Churchland 2023)”
İlk alıntıda yer alan Sami dil ailesindeki tanımda, Arapçada bir dili sembolize eden “vicdan” kelimesinin, “vecede” fiil kökünden türetilmiş olduğu ifade edilmektedir. Ve türetilmiş bu kelimenin mastar kalıbı olan “el-vucud” ise insanda var olan beş duyu yardımıyla bulmayı anlatır. (İmamoğlu 2010). Yine alıntıda yer alan “vecd” anlamını da içeren vicdan, İstiklal Marşında yer alan “O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım” şeklinde kullanılmıştır. Yani vecd kelimesiyle, var oluşun coşkusuna işaret edilmektedir. İşte bu köklerden türeyen vicdan kelimesi bu dilde doğru tabirle, Allah tarafından dünyaya gönderilmeden insana yüklenmiş bir iç bilgiyi tanımlamaktadır. (Ovalı 2021) Devam olarak vicdan kelimesi, duyusal, duygusal ve içgüdüsel olarak psikolojik halleri anlatır Arapça’da. Fakat,Türkçe’ye geçerken bu kelime anlam daralması yaşayarak genel olarak tutum ve davranışların ahlaki olup olmadığıyla ilişkilendirilmiştir. Ve bu dar manadaki duygusal ve içgüdüsel durumları tanımlamıştır. (Kasapoğlu 2003). Günümüz modern Arapçasında ise vicdan kelimesinin karşılığı olarak zamîr ( ضمير ) kelimesi kullanılmıştır. Bu zamîr ( ضمير ) kelimesi insan içinde gizli ve var olan ortaya çıkmayı bekleyen esas durum olarak da ifade edilebilir.(TDV) Bu yazıda hem etimolojik hem de kaynağının nereden geldiğine dair tartışılmış birçok vicdan tanımları ile karşılaşılacaktır. Bu arayış ise yazının tarihçe kısmında da görülebilecektir. Ayrıca esas olan, bu tanımların ışığında günlük hayatta vicdan kelimesinin kendisine farklı durumlarda ve olgularda yer bulmuş olmasıdır. Örneğin; “vicdan muhasebesi”, “vicdan azabı”, “vicdan genişliği”, “vicdansız”, “vicdan sahibi”, “vicdan girdabı”, “vicdan terazisi”, “vicdan gözlüğüyle bakmak”, “kamusal vicdan” şeklinde hayatlara dahil olduğu görülmektedir. (Tokmakoğlu 2012). Bu yansımaları iyi düşünüp neden bu şekilde kullanıldığına yazı içerisinde geliştirilen fikirler üzerinden daha iyi anlamlar verilebilir.
Vicdan kavramını sınıflandırmak, incelenen kaynaklara bakıldığında güçtür. Onun yerine vicdan kavramının insanla, dinlerle, siyasetle, edebiyatla, psikolojiyle ve daha başka birçok alanla ilişkilerinin incelendiği görülecektir.
Vicdan Kavramı Üzerinden Etimolojik İnceleme Üzerine
Batı dillerinde vicdan kelimesi kökenini Latince’den almıştır.
- İngilizce: Conscience
- Fransızca: Conscience
- İspanyolca: Consciencia
- İtalyanca: Concienza
- Portekizce: Consciéncia
Şeklinde bilinmektedir. Birleşik bir kelime olan bu sözcükler;
- con: “ile, birlikte, yoluyla
- scire: “bilmek, ayırt etmek, farkına varmak”
Anlamlarındaki kelimelerin birleşiminden oluşur. Anlam birleşmesiyle “…yoluyla bilmek” olan bu kelimeler herkesçe aynı anlaşılan ve bireye göre değişmeyen içsel bir bilgiye işaret etmektedir. Ayrıca bilinç anlamını taşıyan “conscious” kelimesi ile yakından irtibatlı olan vicdan (conscience) kelimesi, doğru ve yanlışı ayırt etmek için verilmiş iç sesin göstergesi olmuştur. (Ovalı 2021)
Alt Cermen dillerinde vicdan:
- Almanca: Gewissen
- Flemenkçe: Gewetwn
- Lüksemburgça: Gewesse
Şeklinde ifade edilen vicdan kelimeleri yine:
- Ge: “ile”
- Wissen: “bilmek, emin olmak”
Anlamlarına gelmektedir. Burada da bir olayın doğruluğu veya yanlışlığı sebebiyle kendiliğinden ortaya çıkan emin olunan iç bilgiyi ifade etmektedir. (Ovalı 2021)
İskandinav ülkeleri için geçerli üst Cermen dillerinde vicdan:
- İsveççe: Samvete
- Danca: Samvittighed
- Norveççe: Samvittighet
Şeklinde yazılır. Aynı şekilde bu kelimeler:
- Sam: “ile”
- Vette,Vittighet: “Bilgi, hikmet, akıl”
Anlamlarını taşımaktadır. Buradan çıkarılacak anlam önceden insana verilmiş bilgi ve hikmet olarak anlaşılacaktır. (Ovalı 2021)
Slav dillerinde vicdan:
- Rusça: Sovest
- Hırvatça ve Boşnakça: Savjest
- Sıpça: Savest
- Bulgarca: Suvest
- Çekçe: Svedomi
- Makedonca: Savesta
Şekliyle ifade edilmiş olup anlamları doğuştan verilmiş iyi ve kötüyü ayırabilecek bilgidir. (Ovalı 2021)
Asya grubunda vicdan:
- Urducada: Zamir
- Pencapça: Zamira
Şeklinde kullanılmıştır. Burada şaşırtıcı şekilde Modern Arapçada kullanılan tabirle aynı kökene sahip olduğu görülmektedir. (Ovalı 2021)
Doğudan devam ederek bakılırsa Hint dillerinde vicdan:
- Hintçe: Vivek
- Nepalce: Viveka
Şekillerinde söylenmiştir. Burada yer alan kelime Sanskritçe olup “farkında olma, ayırt etme” anlamları taşır. (Ovalı 2021)
Uzak doğu ülkelerinde farklı olarak vicdan:
- Çince: (iyi)良 ve kalp( 心 )
- Japonca: (iyi)良 ve kalp( 心 )
- Korece: 양심
Şekillerinde ifade edilir. (Ovalı 2021)
Çoğu tanımlara bakıldığında “önceden var olan bilgide” hem fikir olunmuş bir anlam birliği göze çarpmaktadır. Yazının devamında belirli çağlar ve felsefeye göre vicdan kavramının nasıl bina edildiği incelenecektir.
Antik Çağ Felsefesinde Vicdan (Hristiyanlık Öncesi Dönem)
Bu dönemde Sokrates’in etkileyici eylemlerinin olduğu görülür. Aslında Sokrates’in kavramsal olarak yazdığı bir vicdan tanımı yoktur. Fakat o yaşayışıyla vicdanı bizzat temsil etmiştir denilebilir.[1] Çünkü Antik Yunanda, Sokrates’e göre kendisine yanlış yapmasını engelleme yönünde kararlar verdirten iç sesi “Daimonion” vardır. Bu iç sesi Sokrates, tanrı olarak tanımlamıştır. (Wıkıpedıa) Sokrates yozlaşmış bir devletin kendisine karşı yapılan haksızlıklara karşı yine Daimonion’u yani içsel sesinin üstünlüğünü savunmuş ölüme metanetle yürümüştür. Bu da batı siyaset ve ahlak felsefesindeki özgür vicdanla yapılmış radikal bir felsefi cevaptır denilebilir. (Dönmez)
Vicdan kavramının Yunanca karşılığı köken olarak ‘syn-eido'(syneidesis) olup “birlikte bilmek” anlamını taşımaktadır aynı zamanda. Başlarda bilgi paylaşımı olarak da kullanılmıştır. Fakat Cicero (MÖ 106-43) ve Seneca (MÖ 5- MS 65) gibi Stoacı filozoflarla bu kullanım değişmiştir. Stoacı filozoflar insanı, logos yani evrensel yasaların yönettiğine inanıyorlardı. İnsanların içine yerleşmiş bu evrensel yasa eylemlerin uygunluğunu belirtiyordu. Logos’a yani içteki uygunluğu denetleyen mekanizmaya aykırı hareket etmek ihanet anlamı taşıyordu. Burada vicdan kavramının daha ontolojik bir hal aldığı görülmektedir. (Bufill, J. A., Symons, X 2025)
Orta Çağ Hristiyan Felsefesinde Vicdana Dair
Orta çağda vicdan kavramında synderesis ve conscientia arasında ayrım olmuştur. Vicdan (syneidesis) kavramı Aziz Pavlus’ta bulunmaktadır.
“[Kanunu] olmayan putperestler, doğaları gereği kanunun gerektirdiği şeyleri yaptıklarında, kanuna sahip olmasalar bile kendileri için bir kanun olurlar. Böylece, kanunun gereklerinin kalplerine yazılı olduğunu gösterirler; vicdanları da buna şahitlik eder, düşünceleri bazen onları suçlar, bazen de savunur.” (Romalılar 2:14-15)
Pasajdan anlaşılacağı üzere tüm insanlar için geçerli olan doğal bir yasa vardır. Burada vicdan, doğru veya yanlışın sonu değil, tam tersine temeli olup insana verilmiş sabit ve tanıklık edici ahlak yasasıdır. (Stanford Encyclopedia of Philosophy 2021)
Ayrımın ortaya çıktığı nokta Aziz Jerome’nin Hezekiel üzerine yorumlarında görülmektedir.
“Şimdi bu üçünün üzerinde kartal vardı; ruhta da, derler ki, diğer üç unsurun üzerinde ve ötesinde, Yunanlıların synderesis dediği dördüncü bir unsur vardır. Bu, cennetten kovulduğunda bile Kabil’in kalbinde sönmeyen vicdan kıvılcımıdır. Bu, kötü arzuya veya dizginsiz ruha yenik düştüğümüzde veya sahte akıl tarafından aldatıldığımızda, günahkarlığımızı hissetmemizi sağlayan şeydir. Synderesis’i kartalla özdeşleştirmek doğaldır, çünkü diğer üç unsurdan farklıdır ve hata yaptıklarında onları düzeltir […] Ancak, bu vicdanın (conscientia) bazı insanlarda, suçları konusunda ne utanma ne de anlayışa sahip olmayanlarda, yıkıldığını ve yerini kaybettiğini de görüyoruz […]. ( Hezekiel 1:7 üzerine yorum; D’Arcy çevirisi 1961: 16-17)
Burada yer alan “synderesis” ifadesinin Yunanca olan syneides ile benzer olduğu akademisyenler tarafından onaylanmıştır. Fakat Jerome bunları birbirlerinin yerine kullanmamıştır. Ve Yunanca olan synederesis’in Latince olan conscienta’dan daha farklı bir anlam taşıdığını iddia etmiştir. Ona göre iyi ya da kötü kim olursa olsun synderesis asla kaybolmaz. Fakat ahlak yoksunu insanlarda ise consientia kaybedilebilir. Bu durumda bu ikisi ruhun özellikleri içerisinde yer alır. (Stanford Encyclopedia of Philosophy 2021)
Skolastik olarak değinilse de synderesis ve vicdan arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk kişi Şansölye Philip’tir. Yönetici ve teolog olan Philip’in vicdan üzerine yazılı en önemli eseri Summa de bono’dur. (Stanford Encyclopedia of Philosophy 2021). Philip, synderesis’in alışkanlık olduğuna dair fikri de benimsemiştir fakat Aziz Pavlus ve Aziz Jerome’nin savunduğu ruhun bir yeteneği olması hususunu da dikkate almıştır. Söylemini “alışkanlık benzeri bir güç” şekline çevirmiştir. Bu ifadeyle synderesis’in kişiyi sürekli iyiye çağıran fakat alışkanlık yoluyla elde edinilmeyen doğuştan verilmiş bir ruh yeteneği olduğunu savunur. (Stanford Encyclopedia of Philosophy 2021)
Thomas Aquinas (1224-1274) Orta Çağ skolastik teologlarının en önemlisidir. Ona göre vicdan ve synderesis pratik akılla bağlantılıdır. Pratik akıl yürütmesi vicdan için pratik bir kıyaslamasının sonucudur. Öncüllerden çıkan sonuçlar yapılması gereken bir yükümlülük doğurur. Çıkan sonuçlar vicdanla bağlantılıdır. Ve bir “tanık” görevi görür. Ve vicdanın bağlayıcı olduğunu ifade ederek Orta Çağ ahlak sisteminde “ilahi yanılmaz temel ilke” ile “beşeri, yanılabilir pratik uygulamalar” arasındaki gerilimi çözmeye çalışmaktadır. (Stanford Encyclopedia of Philosophy 2021)
Aydınlanma Felsefesi ve Modernitenin Hemen Öncesinde Vicdan
Aydınlanma dönemi dini gelenek ve otoritelerce aktif olamayan bireye, kendi aklını kullanarak olayları analiz etmesinin yolunu açmış ve kendi sorumluluklarını bu yollarla çözmesinin önemini vurgulamıştır. Bu sebeple önemli bir yere sahiptir. (Tuncel 2019)
Spinoza: Etik Farkındalık Biçiminde Conscientia
Latince conscientia kavramının İngilizce conscius kelimesiyle bağlantılı olduğu ifade edilmiştir. Spinoza ise daha çok conscius kavramını kullanmayı tercih etmiştir. (DAĞ 2022) Spinoza’ya ait insanı iyiye yönlendiren bir vicdan teorisi bulunmamaktadır. O vicdan kavramını conscientia olarak bir tutmamış, conscientia kelimesini “bilinç” anlamında kullanmıştır. (DAĞ 2022) Spinoza’ya göre mutlak iyi veya kötü yoktur. Ona göre beden dış dünya ile etkileşime girerken var olma gücünün artması ve azalması şeklinde birincil fikirler ortaya çıkar. İyi ve kötü kavramı bu birincil fikirler üzerine kurulan fikirlerdir. Yani ikincil fikirlerdir. Tam bu noktada vicdan aslında içten gelen bir ses değil üretilen fikirlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan “fikrin fikri” olan refleksif bir ahlaki bilinç durumudur. (DAĞ 2022)
Rousseau: İlahi Bir İçgüdü olan Vicdan
Jean-Jacques Rousseo aklın çok ön plana atıldığı fikirlerden ziyade doğuştan gelen fıtri içgüdünün, ahlakın temelini oluşturduğunu savunmuştur. (Kahveci 2012, p. 211) O vicdanı, “İlahi içgüdü, sınırlı fakat özgür varlığın yol göstericisi” olarak tanımlamıştır. Rousseau’ya göre insan doğası aslında iyidir. Vicdan ise ruhların derinlerine yerleşmiş fıtri bir erdem duygusunun sesidir. Akıl yanıltabilir fakat empati ve merhametten gücünü alan vicdan insanı iyiliğe yönlendirir ve ahlaki doğruluk sağlar. Ve vicdanın gelişebilmesi için insanın kendisini toplumla mukayese etmesi gerektiğini ve toplumla etkileşime girmesi gerektiğini savunur. (Kahveci 2012, p. 210)
Kant: Pratik Akıl ve Ödev Ahlakı
Immanuel Kant, Rousseau’dan fazlaca etkilenmiştir. O aklın sınırlı olduğunun farkına vararak pratik aklı öne sürmüştür. Kant’a göre evren kendi içerisinde belirli kurallara göre hareket etmektedir. Bu sistemi Tanrı yönetmemektedir. Yani evrene bu sistemi yöneten pratik akıl gözüyle bakmıştır. (Al 2009) Ve amacı pratik aklı vicdani hislere yaklaştırmaktır. (Kahveci 2012, p. 209) Kant’ın ahlak felsefesine göre insan özgür bir varlıktır. Çünkü akıllı olduğu için özgürdür. Ve akıllı olduğu için istenç vardır onda. Ve yapılan eylemin ahlaki olup olmadığını da ödev bilincine dayandırır. (Al 2009) Pratik aklın eleştirisi eserinin sonunda:
“İki şey, üzerlerine sık sık eğilip ısrarla düşünülürse, insanın ruhsal yapısını hep yeni, hep artan bir hayranlık ve korkunç saygıyla dolduruyor: Üzerimdeki yıldızlı gök ve içimdeki ahlak yasası.”
Kant akıl sahibi her insanda bulunan şeyin ahlak yasası olduğunu ve bu yasanın da vicdan olduğunu ifade eder. (Kahveci 2012)
19. ve 20. Yüzyılda Vicdan
19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında vicdana bakış büyük değişimlere uğramıştır. Artık vicdan içten gelen otonom bir sistem olarak görülmemiştir. Vicdan bundan sonra şüpheci, eleştirel ve psikolojik analizler eşliğinde incelenmiştir.
Nietzsche: Borç, Suç ve Kara Vicdan
Toplumlar bir araya geldiklerinde aralarında sözleşme, vaatleşme gibi etkileşimlerde bulunurlar. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de A’raf Suresi 172. Ayette insanların bu aleme gelmeden evvel Allah’a bir söz verdiklerinden bahseder. Burada Nietzche insanı “vaatte bulunan bir hayvan modeli” olarak tanımlar. (Lokaç 2020) Ve sonra insanın sözünü unuttuğunu ifade eder. (Lokaç 2020) Sözünü unutan insan toplumla sözleşmeye girdiği için artık borçlu olmuştur. Toplum ise alacaklı konumdadır. Bunu toplum ceza yoluyla borçluya hatırlatacaktır. Bu da insan da bir bellek oluşturacaktır. Bu bellekle hareket eden insan kendini sorumluluk sahibi olarak üstün görmeye başlar. Kendisi gibi sözü bozmayana saygı duyarken ahiti bozana karşı korku oluşturarak yargılar. Ve ilk insanlardan itibaren genellikle hep atalarına borçlu olduğunu düşünen insan bunu çeşitli yollarla kapatmak istemiştir. Fakat bu borç kapatma hissi toplumlar geliştikçe artmış bu da insanlar da tanrı fikrine yol açmıştır. Artık borç tanrıya ödenmelidir. Tam burada bir türlü ödenemeyen borçların oluşturduğu his suçluluk ve utanma olmuştur. Bu da kara vicdan kavramını ortaya çıkarmıştır. Kara vicdanla insan kendine zarar verme eğilimine girer. Fakat bunu yapamadığı için de vicdan azabı duyar. (Lokaç 2020)
Heidegger: Vicdanın çağrısı
Heidegger vicdanı ahlaki bir kavram olarak değil ontolojik bakışla incelemiştir. (Kılıç 2022) Ona göre vicdan bitmiş eylemlerle ilgilidir. Ve Kötü vicdan bu durumdan rahatsızlık duyar. İyi vicdan ise geleceğe yönelik çalışır geçmişte yapılan hataları göz önüne alarak insan üzerinde olumsuz bir tahakküm kurar. (Kılıç 2022, p. 68) Ontolojik olarak varlığı Dasein olarak görür. Dasein’in sığındığı alan ise herkes-benliğidir. (Kılıç 2022) Dünyaya gönderilen Dasein kaygılıdır ve bundan ötürü sığınma ihtiyacı duyar. Elindeki olanakları kullanmadan herkes-benliğine sığınır. Bu bir kaçıştır. Bu kaçış Dasein’in sahip olduğu birçok özelliği ve imkanları görmesinin yolunu kapatır. Ve vicdan ise kendi varlığına dönüş yolu için kilit rol üstlenmektedir. Devamında ontolojik bir felsefe ile vicdana açıklamalarda bulunur. (Kılıç 2022)
Freud: Süperego=Vicdan
Psikanaliz kuramında Freud ruhsal yapının id (alt benlik), ego(benlik) ve süperego (üst benlik) yapılarından oluştuğunu belirtir. İlk olarak haz ilkesiyle alt benlik(id) çalışır. Daha sonra ayrışmaya başlayan yapı benliğe(ego) doğru yol alır. Artık farkına varmaya başlar ve benlik yapısıyla üstbenlik yapısının dengelenmesi rolünü alır. İleriki aşamalarda üstbenlik(süperego) ortaya çıkar bundan sonra kişi doğru ve yanlışı ayırabilir. Bulunduğu ortama uygun fikirler edinir. Bu yargı ve fikirler onun için tutucu, yargılayıcı veya cezalandırıcı olabilir. İşte bu üstbenlik yani süperego kavramı vicdan kavramına işaret eder. [2]
İslam Felsefesinde Vicdan
İslam felsefesinde vicdanın doğuştan geldiğini savunan düşünceler savunulmaktadır. Bunu destekleyici olarak Kur’an-ı Kerim’de yer alan “Nefse fenalığı ve iyiliği ilham edene and olsun ki”(Şems/8) ayrıca “Biz insana hayır ve şer yollarını göstermedik mi?”(Beled/10) ayetleri gösterilen delillerden bazılarıdır. (Ceylan 2017, p. 188) Kur’an-ı Kerim’de vicdan kelimesinin geçmediği bilinmektedir. Bununla birlikte Kur’an-ı Kerim’de insanın kendi eylemlerinin iyi olanlarından sevinç duyduğu kötü olanlarından üzüntü duyduğu ve bu iyilik-kötülük hallerini denetleyen bir iç yapının(meleke) olduğundan bahsedildiği bilinir. Tövbe kavramının ise içteki bu hesaplaşmanın ürünü olduğu ve vicdanla eşdeğer olduğu belirtilir (TDV) Kur’an-ı Kerim’de vicdan olarak geçmeyen yapı “nefs” kavramıyla nitelendirilmiştir. Fakat Kur’an-ı Kerim’de geçen her nefs ifadesi vicdanın karşılığı değildir. Vicdanın karşılığı olarak nefs; “Allah’ın ilhamıyla”, “kendi kendini kınamakla”, “sıkmak-sıkılmak , daralmak” kelimeleriyle ayrıca “İnsana hesapçı olarak yeterli gelen nefs” ifadesiyle vicdana dalalet etmektedir (Kasapoğlu 2003)
İslam literatüründe direkt vicdan kavramı kullanılmamış olmasına rağmen “vicdan” kelimesi Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet dönemiyle Batı ahlak felsefesinden çevrilen eserlerde Fransızca terim olan “coscience moral (ahlaki şuur)” ifadesinin Türkçe’deki karşılığı olmuştur. (TDV) Klasik islam düşüncesinde tam anlamıyla vicdan kavramı teorik olarak açıklanmamıştır. Esasen insan davranışlarını ve ahlaki yapısını düzenleyen yapılar olarak vicdana işaret eden murākabe, muhāsebe, hāvatır ve īsār terimleri vurgulanmıştır. (Tosun 2025)
İnsan iradesi olmaksızın kalbe veya zihne gelen düşüncelere hāvatır denir. (TDV) Kaynağına göre rahmani, nefsani, meleki ve şeytani olabilir. Kişi bunu içinde değerlendirip ayrımına varabilmelidir. Ayırt ederek amel eder ve sorumluluk ortaya çıkar. Bu da vicdanın içteki uyarı sistemine benzetilebilir. (Tosun 2025)
İsār kelime anlamı olarak kişiyi ya da bir şeyi başka şeye göre üstün tutup öncelik vermektir. İnsanlık için Türkçe dilinde karşılık olarak diğerkamlık ifadesi kullanılır. (TDV) Bu ahlaki terimi hayatına geçirebilen birey üst düzey içsel muhasebe yapabilmiş anlamına gelir. (Tosun 2025)
Bu tanımlar İslam düşüncesinin vicdan hakkında daha ayrıntılı bir yapı ortaya koymak istediğini gösterir. Bu bakımdan İslam felsefesini Batı felsefesinden ayıran durum şudur: Batı felsefesi vicdanı sadece ahlaki kararlar alan iç yapı olarak tanımlamaktadır ve insan bu konuda hürdür. Fakat İslam düşüncesine göre iç sesinin özgürlüğü yanında insan ayrıca var olan bir yasaya da bağlıdır. (Tosun 2025, p. 957) Evet İslam düşüncesi vicdana dair bir tanımlama yapmak yerine onu niteleyen ve ona yönlendiren yapıları öne çıkarır. Batı felsefi insan aklını öne çıkarırken İslam düşüncesi onun insan olması sebebiyle varlığının temelindeki ilahi buyrukları ve bu konuda muhatap alındığı durumunu öne çıkarır. Daha ontolojik bir açıdan vicdana atıfta bulunur. (Tosun 2025)
Meşşai filozoflarından Farabi’ye göre, insanın esas gayesi mutluluktur. Fakat bu isteme eylemini toplumla birlikte yaşama zorunluluğu insan için söylediğinden ahlak ve siyaseti birlikte değerlendirir. Mutluluğa ulaşırken kişinin belirli seviyelerde olması gerektiğini savunur. Bunun için eğitim önemlidir. Fakat herkes asıl mutluluğa giden yolda yetkinlik sahibi olmadığından bu özelliklere sahip insanların yönetimi altında oluşturulan kurallara tabi olarak mutluluğa ulaşabilir. Burada erdemli olan devlete atıfta bulunur. Erdemli devlette herkes ortak iyilikte buluşur sevgi ve adalet içerisinde ahenk yakalanır. Adaletsizliğin hüküm sürdüğü ve kaosun olduğu ortamlar erdemsiz şehirlerdir. (FARABİ’NİN AHLAK FELSEFESİ) Burada vicdan kavramının içerisinde barındırdığı adalet, sevgi ve düzen kavramlarını görebiliriz. Fakat vicdanı yaşatan bu öğeler direkt iç ses olarak ortaya çıkmayıp edinilmektedir.
İbni Sina’ya göre Allah olması gereken ilk ve zorunlu varlıktır. Her yerde O’nun iradesi vardır. Ve Allah ile ilişki kurabilmenin yolu en yüksek bilgiye ulaşmakla olur. Bu da akılla elde edilir. Aklı teorik ve pratik akıl olarak ayırır. Pratik akıl iyi-kötü ve bu gibi kavramların ayrımını yapar. Teorik akıl ise pratik aklı yönlendirir. (Çağlar 1994)
Bu görüşler İslam felsefesinde insanın iç dünyasının sürekli aktif olan ve muhakeme eden bir sisteme sahip olduğunu gösterir. (Tosun 2025) İslam felsefesi, ahlak için aklın ilahi hakikatlere uyarak oluşacağını göstermiştir. Bu da kendi başına salt bir iç ses değildir. Bir düzene uyan nefsin terbiyesiyle elde edilebilecek ahlaki yöne vurgu yapmaktadır. Vicdana bu gözle bakmaktadır. (Tosun 2025)
Publication bibliography
[1]Available online at https://www.biyografiler.com/kimdir/socrates.
Available online at https://tr.wikipedia.org/wiki/Immanuel_Kant.
Al, N. (2009): IMMANUEL KANT’IN ELEŞTİRİ FELSEFESİNDE İNSAN SORUNU. Yüksek Lisans Tezi. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi. Felsefe Anabilim Dalı. Available online at https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/46256.pdf.
Bufill, J. A., Symons, X (2025): Conscience: A Brief History. In The New bioethics : a multidisciplinary journal of biotechnology and the body 31 (1), pp. 47–65.
Ceylan, D. (2017): Vicdan Kavramına Psikolojik ve Dini Yaklaşımlar. In Katre Uluslararası İnsan Araştırmaları Dergisi 3, pp. 185–199. Available online at https://doi.org/10.31120/0.2018.35.
Çağlar, A. (1994): İbni Sina Felsefesinde Ahlak. In M.Ü Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi (6), pp. 29–38.
DAĞ, E. (2022): Spinoza Etiğinde Upuygun Bir Fikir Olarak “Ahlaki Farkındalık”: Bilinç mi, Vicdan mı? In Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 26 (3), pp. 1181–1196. DOI: 10.18505/cuid.1150883.
Dönmez, H.: Platon’un Apologia’sındaki Sokrates’in Kişiliğine Yeni Bir Bakış. In Vir doctus Anotolicus (278-270). Available online at https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/501379.
FARABİ’NİN AHLAK FELSEFESİ. Available online at https://mirioglucpl.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/31/01/877620/dosyalar/2018_12/04145457_Farabinin_Ahlak_Felsefesi-converted.pdf.
İmamoğlu, A. (2010): Vicdan Kavramının Psiko-Sosyal Tahlili. In Akademik İncelemeler Dergisi 1 (5), p. 128.
Kahveci, K. A. (2012): J.J. Rousseau’da Ahlâkî Vicdan ve Değeri. In Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 12 (1), pp. 205–213.
Kasapoğlu, A. (2003): Kur’an’a Göre Vicdanın Kaynağı ve işlevleri. In Akademik İncelemeler Dergisi 18, p. 131.
Kılıç, İ. (2022): Heidegger Felsefesinde Celp Eden Vicdan. In Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi 7 (1), pp. 54–71.
Lokaç, E. (2020): NİETZSCHE’DE SUÇ, CEZA VE VİCDAN NİETZCHE’DE SUÇ, CEZA VE VİCDAN KAVRAMLARININ KÖKENLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME. Available online at https://www.academia.edu/42963553/N%C4%B0ETZSCHEDE_SU%C3%87_CEZA_VE_V%C4%B0CDAN_KAVRAMLARININ_K%C3%96KENLER%C4%B0.
Ovalı, T. (2021): Farklı Kültürlerde Vicdan Anlayışı: Etimolojik Bir Deneme. İLKE ANALİZ. Available online at https://www.ilkeanaliz.net/2021/10/16/farkli-kulturlerde-vicdan-anlayisi-etimolojik-bir-deneme/.
S. Churchland, P. (2023): Vicdan. Ahlaki Sezginin Kökeni. 2 volumes. İstanbul.
Stanford Encyclopedia of Philosophy (2021): Medieval Theories of Conscience. Available online at https://plato.stanford.edu/entries/conscience-medieval/.
TDV: Havatır. Available online at https://islamansiklopedisi.org.tr/havatir.
TDV: İsar. Available online at https://islamansiklopedisi.org.tr/isar–digerkamlik.
TDV: VİCDAN. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Available online at https://islamansiklopedisi.org.tr/vicdan.
Tokmakoğlu, G. (2012): benlik, bilinç ve vicdan. İstanbul: İZ YAYINCILIK.
Tosun, M. S. (2025): İslam Ahlak Düşüncesinde Vicdanın İzleri: Klasik Kavramların Modern Yorumları Üzerine Bir Eleştiri. In Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 66 (2), pp. 949–980. DOI: 10.33227/auifd.1742977.
Tuncel, E. (2019): Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi Adlı Eserinin Aydınlanma İdeali Bağlamında İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Dokuz Eylül Üniversitesi. Felsefe Ana Bilim Dalı. Available online at https://abis-files.deu.edu.tr/avesis/726ccc48-7408-4637-9282-4cb43693acb1?AWSAccessKeyId=SMJK9SXVPRL0PZ4G0T0O&Expires=1785334192&Signature=%2B9F9EeQqYmTZgylI5Gl2ClxVzUs%3D.
Uyar, Z. (2023): Vicdan & Vizyon. Bazı İnsanlar Neden Daha Vicdanlı Olur?
Vicdan. Kelime Kökeni. Available online at https://www.etimolojiturkce.com/kelime/vicdan, checked on 7/22/2026.
Wıkıpedıa. Available online at https://en.wikipedia.org/wiki/Daimonion#References.

